Çılgınlaşmış Bir Dünyada Ruh Sağlığını Korumak - 2: Bazı Somut Öneriler

Psiko-politik, Psikanaliz, Özgürleşme Psikolojisi

Öne Çıkan Yazılar | Featured Articles

Psiko-politik, Psikanaliz, Özgürleşme Psikolojisi

Çılgınlaşmış Bir Dünyada Ruh Sağlığını Korumak - 2: Bazı Somut Öneriler

Yazıyı Oku | Read Article

Dem Parti, Chp, Faşizm, Akp

Mutlak Butlan Ve İtaat Statüsü

Yazıyı Oku | Read Article

Seçimler, Akp, Hdp

1 Kasım Seçimine Giderken Savaş-barış İkileminde Ne İstiyoruz?

Yazıyı Oku | Read Article

S. Murat Paker

(*) Bu makale ilk olarak 30 Mayıs 2026 tarihinde Yeni Arayış web dergisinde yayımlanmıştır.

 

Bu konunun 21 Mayıs’ta yayımlanan ilk makalesinde, giderek çılgınlaşan bir dünyada ruh sağlığımızı korumak için yalnızca “bireysel baş etme tekniklerinin” yeterli olamayacağını, daha geniş psiko-politik bir çerçeveye ihtiyaç duyduğumuzu; psikanaliz, özgürleşme psikolojisi, psikotravmatoloji ve somatik psikoloji alanlarından yararlanarak tartışmıştım. Bu ikinci makalede sıralayacağım bazı somut önerilerin nasıl bir teorik arka plana dayandığını merak eden okurlar ilk makaleye bakmak isteyebilirler.

Bu konunun ilk makalesinin yayımlandığı gün mutlak butlan kararı patladı ve yine aynı gün henüz dönem bile bitmemişken, 20 bin öğrencisi olan, benim de 2005-19 döneminde 14 yıl akademisyenlik yaptığım İstanbul Bilgi Üniversitesi bir kararname ile kapatılıverdi. Yoğun direniş ve dayanışma sonucu üç gün sonra da açılıverdi. Sadece birkaç gün içinde, Türkiye’de yaşanan bu iki olay bile çılgınlaşma konusunun ne denli sahici ve acil bir konu olduğunu bir kez daha gösterdi.

İlk makalede tartışılan psiko-politik çerçeve, ruh sağlığını korumada insanların hem kendi bedenleriyle hem başkalarıyla hem de içinde yaşadıkları toplumsal dünya ile kurdukları ilişkilerin belirleyici rol oynadığını ileri sürmekteydi. Bu nedenle aşağıdaki öneriler üç düzeyi birlikte düşünmeye çalışmaktadır: bedensel düzenleme, ilişkisel dayanışma ve sosyo-politik katılım.

Kendimizle ilişki

1. Bedensel düzenleme ve sinir sistemi farkındalığı geliştirmek
Uzun süreli belirsizlik ve tehdit ortamları sinir sistemini kronik bir alarm durumunda tutabilir. Travma araştırmaları, stres ve tehdit algısının yalnızca zihinsel değil, aynı zamanda bedensel bir süreç olduğunu göstermektedir (Levine, 2010; van der Kolk, 2014). Bu nedenle düzenli yürüyüş, nefes egzersizleri, yoga, meditasyon veya benzeri bedensel farkındalık pratikleri sinir sisteminin düzenlenmesinde (regulation) yardımcı olabilir. Amaç her şeyi kontrol etmek değildir; bedende biriken gerilimi fark etmek ve onu yavaş yavaş düzenleyebilecek araçlar geliştirmektir. Bedensel düzenleme yalnızca rahatlamak için değil, tehdit altındaki sinir sisteminin yeniden güvenlik hissi geliştirebilmesi için de önemlidir.

2. Duygusal gerçekliği inkâr etmemek ve paylaşmak
Karanlık dönemlerde kaygı, öfke, keder veya umutsuzluk hissetmek patolojik değildir. Aksine, çoğu zaman gerçekliğe verilen insani tepkilerdir. Sorun, bu duyguların varlığı değil; onların insanı tamamen felç eden bir çaresizlik hissine dönüşmesidir. Bu nedenle duyguların bastırılması yerine güvenli ilişkiler içinde paylaşılması önemlidir. Araştırmalar duyguların ifade edilmesi ve sosyal olarak paylaşılmasının travmatik stresin etkilerini azaltabildiğini göstermektedir (Pennebaker ve Chung, 2011).

3. Haber ve bilgi akışıyla dengeli bir ilişki kurmak
Günümüz medya ortamı sürekli bir kriz akışı üretmektedir. Sürekli felaket haberlerine maruz kalmak sinir sistemini aşırı uyarabilir ve kaygıyı artırabilir. Bu nedenle dünyada olup bitenlerden tamamen kopmadan ama sürekli bilgi bombardımanına da maruz kalmadan daha dengeli bir ilişki kurmak yararlı olabilir. Gün içinde belirli zamanlarda haber takibi yapmak ve geri kalan zamanlarda zihinsel alanı başka faaliyetlere açmak psikolojik açıdan koruyucu olabilir.

Son yıllarda yaygınlaşan ve İngilizcede doomscrolling olarak adlandırılan bu olgu, insanların olumsuz haberleri ve kriz içeriklerini durmaksızın tüketmeye devam etmelerini ifade eder. Araştırmalar, bu tür yoğun ve kontrolsüz maruz kalmanın olumsuz duygulanımı, psikolojik sıkıntıyı ve kaygıyı artırabildiğini göstermektedir (Anand ve ark., 2022; Buchanan ve ark., 2021). Bu nedenle mesele yalnızca ne kadar haber takip ettiğimiz değil, haberlerle nasıl bir ilişki kurduğumuzdur.

Başkalarıyla ilişki

4. Yalnızlaşmamak ve dayanışma ağları kurmak
Zor dönemlerin en güçlü psikolojik etkilerinden biri insanların giderek yalnızlaşmasıdır. Buna karşılık eş-aile, dostluk ilişkileri, mesleki dayanışma, mahalle ağları veya sivil toplum girişimleri gibi sosyal bağlar önemli bir koruyucu rol oynar. Sosyal destek ağlarının güçlü olması psikolojik dayanıklılığın en önemli belirleyicilerinden biridir (Taylor, 2011). İnsanların yalnız olmadıklarını hissetmeleri, kaygı ve çaresizlik duygularını önemli ölçüde azaltabilir.

Dünyayla ilişki

5. Politik katılımın geniş yelpazesini hatırlamak
Toplumsal sorunlara duyarlılık çoğu zaman iki uç arasında sıkışır: ya tamamen pasif kalmak ya da yoğun bir aktivizm içinde tükenmek. Oysa politik katılım çok geniş bir yelpazeye sahiptir. İnsanlar doğrudan politik hareketler içinde yer alabilir, mesleki alanlarında etik ve eleştirel bir tutum geliştirebilir veya dayanışma girişimlerinde rol alabilir. Özgürleşme psikolojisi geleneği de psikolojik iyileşmenin çoğu zaman sosyo-politik katılım ve kolektif eylemle ilişkili olduğunu vurgular (Martín-Baró, 1994).

6. Küçük katkıların değerini küçümsememek
Toplumsal sorunların büyüklüğü karşısında bireysel çabalar bazen anlamsız görünebilir. Ancak tarihsel olarak bakıldığında, büyük dönüşümler çoğu zaman çok sayıda küçük katkının birikimiyle ortaya çıkmıştır. İnsanların kendilerini tamamen etkisiz hissetmeleri ruhsal açıdan yıpratıcıdır. Buna karşılık, mütevazı da olsa bir katkının parçası olmak insanın kendi hayatına anlam atfetmesini kolaylaştırabilir. Bu durum psikolojik dayanıklılığı güçlendiren önemli bir faktördür (Seligman, 1975).

7. Değerler ve anlam duygusuyla temas halinde kalmak
Zor zamanlarda insanları ayakta tutan önemli şeylerden biri değerleridir. Adalet, dayanışma, özgürlük, eşitlik ve insan onuru gibi değerlerle temas halinde kalmak yalnızca politik bir tutum değildir; aynı zamanda psikolojik bir dayanıklılık kaynağıdır. Viktor Frankl’ın klasik çalışmasında gösterdiği gibi insanlar çoğu zaman soykırım, işkence gibi en zor koşullarda bile anlam duygusunu koruyabildikleri ölçüde ayakta kalabilirler (Frankl, 1963). Zorbaların en önemli silahı, kitleleri dilsiz ve edilgen hale sokabilme kapasiteleri ise; ezilen kitlelerin de en önemli silahı, her koşulda söz ve eylem kurabilme, olup biteni politik bir bilinçle anlamlandırabilme ve direnebilme kapasiteleridir. Söz ve anlam üretmek de bir direniş biçimidir.

8. Uzun tarihsel perspektifi kaybetmemek
İçinde yaşadığımız dönemin zorluklarını küçümsemeden, ama onları tarihin bütünüymüş gibi de görmeden, daha geniş bir perspektif geliştirmek önemlidir. İnsanlık tarihi, karanlık dönemler ile özgürleşme dönemlerinin birbirini izlediği uzun bir mücadele sürecidir. Böyle bir tarihsel perspektif ne naif bir iyimserliğe ne de felç edici bir karamsarlığa teslim olmadan daha gerçekçi bir umut geliştirmeye yardımcı olabilir (Hobsbawm, 1994). Karanlık dönemler sonsuza kadar süremez ve ne kadar çok insan irili ufaklı katkılarla karanlığın bitmesi için çabalarsa, değişim süreci o kadar hızlanır. Değişimi, yaşlanmış kuşaklar göremese bile onların da katkılarıyla çocuklarının görebilme ihtimali de az şey değildir. Sosyo-politik değişimler hep olur; bazen uzun süreçlerde olur ama hiçbir zaman mücadelesiz olmaz. O yüzden her zaman herkesin katkısına ihtiyaç vardır.

Sonuç

Çılgınlaşmış bir dünyada ruh sağlığını korumak yalnızca bireysel bir iç denge meselesi değildir. Bedensel düzenleme, ilişkisel dayanışma ve sosyo-politik katılım arasında kurulacak daha dengeli bir ilişki, bu süreçte belirleyici bir rol oynar.

İnsanların hem kendi hayatlarını hem de içinde yaşadıkları dünyayı tamamen kontrol etmeleri mümkün değildir. Ancak kendi kapasiteleri içinde anlamlı gördükleri bir yaşam yönelimi geliştirebilmeleri mümkündür. Sosyo-politik katılım, insanların hem kendi bireysel kapasitelerini geliştirir hem de katılım kitlesel bir güce ulaştığında sahici dönüşüm yaratma imkânını artırır.

Kolektif direniş ve eylemle yaratılan dayanışma ve dönüşüm deneyiminin iyileştirici ve keyif verici gücü, çoğu zaman hiçbir bireysel müdahalenin tek başına sağlayamayacağı kadar etkili olabilir.

x x x

Ek not: Bugünlerde Gezi’nin 13. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Gezi, bu iki makalede özellikle vurgulanan sosyo-politik katılımın mümtaz bir örneğiydi. Gezi’ye selam babından, 2014’te 1. yıl dönümü için yazdığım üç makaleyi buraya bırakıyorum.

 

Kaynaklar

Anand, N., Sharma, M. K., Thakur, P. C., Mondal, I., Sahu, M., Singh, P., J., A. S., Kande, J. S., Neeraj, M. S. ve Singh, R. (2022). Doomsurfing and doomscrolling mediate psychological distress in COVID-19 lockdown: Implications for awareness of cognitive biases. Perspectives in Psychiatric Care, 58(1), 170–172. https://doi.org/10.1111/ppc.12803

Buchanan, K., Aknin, L. B., Lotun, S. ve Sandstrom, G. M. (2021). Brief exposure to social media during the COVID-19 pandemic: Doom-scrolling has negative emotional consequences, but kindness-scrolling does not. PLoS ONE, 16(10), e0257728. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0257728

Frankl, V. E. (2006). Man’s search for meaning. Beacon Press. (Özgün eser 1946)

Hobsbawm, E. (1994). The Age of Extremes: The Short Twentieth Century, 1914–1991. Michael Joseph.

Levine, P. A. (2010). In an Unspoken Voice: How the Body Releases Trauma and Restores Goodness. North Atlantic Books.

Martín-Baró, I. (1994). Writings for a Liberation Psychology (A. Aron ve S. Corne, Der.). Harvard University Press.

Pennebaker, J. W., & Chung, C. K. (2011). Expressive writing: Connections to physical and mental health. H. S. Friedman (Der.), The Oxford Handbook of Health Psychology (s. 417–437). Oxford University Press.

Seligman, M. E. P. (1975). Helplessness: On Depression, Development, and Death. W. H. Freeman.

Taylor, S. E. (2011). Social support: A review. H. S. Friedman (Der.), The Oxford Handbook of Health Psychology (s. 189–214). Oxford University Press.

van der Kolk, B. A. (2014). The Body Keeps the Score: Brain, Mind, and Body in the Healing of Trauma. Viking.

www.muratpaker.com

www.psikopolitik.com

İletişime Geçin | Contact Me

Benimle iletişime geçmek için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.
-
You can fill out the form below to contact me.

PAYLAŞ - SHARE